Yiğit, Muhtaç Olmuş “Kuru Soğana!”

Koronavirüs’ün etkisiyle hayatlarımız eskisinden çok daha farklı bir şekilde devam ediyor. Virüsün olumsuz sonuçlarından korunmak için birçok yasak ve tedbir kararı alınmış durumda. Bu dönemde sosyal medyada ve geleneksel medyada sıkça karşıma çıkan bir soruyu kendi açımdan cevaplamak istiyorum: “Normal hayatımıza ne zaman döneceğiz?” Normal hayatlarımıza dönemeyiz çünkü eski normalimiz, sorunun ta kendisiydi…

Öncelikle yakın zamanda yaşanan olaylardan birisini ele alarak yazımı geliştirmek istiyorum. 10 Nisan 2020, cuma günü akşam saatlerinde ani bir kararla alınan, son derece plansız bir sokağa çıkma yasağı sonrası marketlerde, fırınlarda ve benzeri temel gıda ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla hizmet veren mekanlarda beklenilenin (!) çok üstünde bir kalabalık yaşandı ve virüsün kat be kat hızlı yayılması için uygun ortam maalesef yaratılmış oldu. Kalabalıklara ilişkin görseller çok hızlı bir şekilde sosyal medyada yayılmaya başladı, bu görüntüler arasında birbiriyle tartışan insanları, bir panik havasında alışveriş yapanları, onlarca ekmeği sırtlayan insanları ve çok daha fazlasını gördük. Ama bu paylaşaımların arasında bir fotoğraf sosyal medyada çok konuşuldu, elinde bir paket “luppo” ile alışverişe giden “adam”…

Image for post

Öncelikle fotoğrafı çeken ve paylaşan kişinin, bireyin yüzünü tam olarak seçilemeyecek kadar gizlemeden paylaşması bir ihlal olarak değerlendirilmelidir. Durumu bu fotoğraf üzerinden bir kurgu eşliğinde anlatmaya çalışacağım, bu fotoğrafın gerçek hikayesinin anlatacağım hikayeyle herhangi bir bağlantısı olmayabilir ki zaten olmak zorunda da değil. (17 Nisan 2020 güncellemesi. Geçtiğimiz günlerde fotoğraftaki şahsın komşusu olduğunu iddia eden bir Twitter kullanıcsını aşağıda anlattığım hikayeye benzer bir hikaye anlattı. Fotoğraftaki şahsın borç para (5 TL!) alarak marketten ekmek almaya gittiğini, ekmek bulamayınca makarna almak istediğini ama onu da bulamayınca bulduğu ilk gıda maddesi olan luppo’yu aldığını anlattı kişisel hesabında.)

Bir fotoğraf üzerinden kişiye birçok hakaret eden, onunla alay eden kişilerden farklı olarak ben de fotoğrafa biraz duygusallık katmak istiyorum. Fotoğraftaki kişi belki de ailesindeki kişilere bir “jest” yapmak amacıyla o Luppo’yu almış veya kendisinin canı çektiği için o Luppo’yu almış olabilir. Evet, o gün alması o koşullarda bunu alması farklı şekillerde tartışılabilir. Ama ülkenin genel olarak durumunu yansıtan bir fotoğraf, yalnızca o anda çekilen bir fotoğraf ile o anda sınırlandırılarak açıklanamaz!

Bu kekin fiyatının 4.95 TL civarında olduğundan ve bazen indirimlerde daha da ucuza bulunabildiğini belirtmek gerekiyor. 4.95 TL’ye içinde 10 adet kek bulunan bir ürün “Luppo”. Peki ya bir insan böylesine bir kriz anında neden Luppo yer ki canım? Alacak başka bir şeyi mi yokmuş, böylesine kriz anında canı çeke çeke Luppo mu çekmiş? Aman canım bu millet de iki gün aç kalmayı beceremiyor. Hatta bazı medya kuruluşlarının da manşete taşıdığı gibi ne demiş İbn-i Haldun, “İnsanı açlık değil, alıştığı tokluk öldürür”.

Sosyal medyada binlerce kullanıcı, kararın yanlışlığını sorgulamak ve yapıcı eleştiriler yapmak yerine halka karşı birçok söylem üretmekle meşguldü. Tüm bunlar yetmezmiş gibi görüntülerden “tekil suçlulular” bile belirledi.

Durumu biraz da sosyolojik bakış açısıyla ama halkın diliyle incelemek gerekirse. Aşağıda yer alan “Çöplerden semt analizi” isimli video bu durumu daha net anlamak için yardımcı olacağını düşündüğüm bir sosyolojik çalışma.

“Peki ya bunun Luppo ile koronavirüs ile ne ilgisi var yahu!” diyecek gibiyseniz şöyle devam edelim. Öncelikle günlük alışverişi yapan bir insan bile koronavirüs sonrası marketlerdeki özellikle sebze-meyve reyonlarındaki fiyat artışını gözlemleyebilmiştir. Hayat “normal” seyrinde devam ederken, markete gittiğinizde elinizdeki parayla istediğiniz ve hatta “lüks” sayılabilecek şeyleri de (ki bu lüks şeyler kimileri için bir çikolata bile olabildiğini unutmayın) alabilecek durumdaysanız bile aslında marketlerdeki fiyat artışının farkındasınızdır.

Sosyoloji, ekonomi ve diğer birçok sosyal bilim alt dallarıyla detaylı bir şekilde analizinin yapılması ve bu duruma karşı önlemlerin alınması gerektiğini düşündüğüm bu konuyu elbette kısa bir blog yazısında tartışmam mümkün değil. Bu nedenle halkın yaşadığı ekonomik problemleri yazının ana konusu olan “luppo alan adam” fotoğrafı ve üstte yer alan “Çöplerden semt analizi” isimli videosundan da yararlanmayı doğru buldum.

COVID-19 Sosyolojisi” ana başlığı altında yayımlamak istediğim ilk konunun başlığını da bu nedenle Mahzuni Şerif’in güzel eserinin sözü olan “Yiğit, muhtaç olmuş kuru soğana.” adını verdim. Hem bir gönderme hem de somut bir şeye dikkat çeken bu sözün yazılmasının üzerinden yıllar geçti ama değişen hiçbir şey olmadı hatta bırakın kuru soğanı, düşük gelirliler için bir dilim ekmeğe bile ulaşmak büyük bir zorluk haline geldi.

Bu durumu somut olarak deneyimlemek isterseniz, örneğin öğlen yemeği molasında bir markete giderek, işçilerin neler tükettiğini gözlemlemeye çalışabilirsiniz. Öğlen yemeğinde parası olmadığı için bir simit ve bir ayran almak bile ay sonunda o bireyin ekonomisinde ciddi eksikliklere yol açabileceğini de unutmayın. Ucuz fiyat politikası güden marketlere giden bireyler artık bırakın kalite aramayı, çocuğuna veya kendisine bir çikolata alamayacak kadar ekonomik olarak zor durumda olduğunu yalnızca istatistikler ile değil, gerçek hayattaki deneyimlerden de görmek mümkün hale geldi.

Bu yazının ana temasını “ekonomi” ve “gündelik ihtiyaçlar” olarak belirleyerek “Luppo satın alan adam” fotoğrafı üzerinden de basit bir analiz sunmaya çalıştım. Yazı serisinin ilerleyen bölümlerinde kişisel deneyimlerim üzerinden farklı analizler sunmaya çalışacağım. Virüsün yarattığı tehlikeyi asla gözardı etmeyin ve mecbur olmadıkça #EvdeKal’ın…

Hasan Hüseyin Lif

Hayatta birtakım amaçları, inançları olan ve hayatı sade yaşamaya çalışan "meraklı" bir insanım. Sosyoloji tezli yüksek lisansına devam ediyorum. Uzun yıllardır blog yazmanın yanı sıra 5 yılı aşkın süredir e-spor ve haber sektöründe aktif olarak yazarlık yapıyorum. Daha önce Jr. SEO Uzmanı ve Jr. Sosyal Medya Uzmanı gibi görevlerde de yer aldım. Geçmişte birçok web sitesi projesinde yer aldım. Şu an bionluk.com üzerinden ve farklı forumlar üzerinden freelancer olarak içerik üreticiliği yapıyorum.

Bunlar da İlginizi Çekebilir

2020’ye Veda Ederken, 2020’ye Damgasını Vuran Fotoğraflar!

“Belki Alman Vatandaşı Oluruz.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir