Politik Aktivizm ve Politik Propagandanın Yeni Alanı: İnternet ve Sosyal Medya

Bu yazı Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi, Sosyoloji bölümü, “İnternet Sosyal Medya ve Yeni Toplumsal İlişkiler” dersi kapsamında hazırlanan bir ödevden türetilmiştir. Yazı, kaynak gösterilerek “halka açık” platformlarda kullanılabilir.

GİRİŞ

İnternet ve sosyal medya dünyaları artık birer “sahte” dünya olmaktan çok, benliğin sunumunun gerçekleştiği yeni alanlar olarak artık hayatımızın çok önemli bir parçası durumunda. Önceleri internette yer alan her şeye şüpheyle yaklaşan insanlar artık internette yer alan şeylere neredeyse gerçek hayattaki “şeylerden” daha çok güvenir hale gelmiş ve hatta hayatını da internetteki “şeylere” göre inşa etmeye, şekillendirmeye başlamıştır.

Büyük hızla gelişen internet ve sosyal medya alanlarında yanıtlar arayan sosyal bilimler, çoğu zaman bu anlamlandırma çabasını kavramsallaştırmakta zorlanmaktadır. Kullanılan kavramlar, bugün kabul edilen ve güncel olabilirken, yarın aynı değerini koruyup korumayacağı belirsizdir.

Sosyal bilimler alanında, iletişim teknolojileri ile toplumsal hareketlerin ilişkisi toplumsal hareketlerin örgütlü ve sistematik olarak ortaya çıktığı zamandan beri büyük bir tartışma konusu olmuştur. Arrighi, Hopkins ve Wallerstein’a göre, toplumsal hareketlerin sistemli politik bir muhalefet biçimde sistem karşıyı hareketler olarak karşımıza çıkması, 19. Yüzyıldaki burjuvazinin proletarya üzerindeki baskısına karşı yürütülen işçi hareketleriyle başlamıştır.[1]

Marx’ın teorilerinde de basın, proletaryanın sınıf mücadelesinde önemli bir araçtır. Vladimir İ. Lenin de basını bir sosyalist mücadele aracı olarak görüyordu ve bu nedenle de Rusya’da dağıtımı yapılacak olan ulusal devrimci bir gazetenin kolektif bir örgütleyici olarak stratejik önemde olduğunu vurgulamaktaydı.[2]

Marksist teorinin aksine iletişim teknolojileri ve basını birer devrimi yayma aracı olarak görmekten çok onları kitleleri yönlendirme aracı olarak gören bakış açıları da mevcuttur. Bu bakış açısının öncülerinden olan Gustave Le Bon, kültürsüz kalabalıkların ne düşündüğünün önemsendiğini, nüfuzunun ve baskısının tanındığı kitleler çağına geçildiği bir dönem olarak işçi hareketlerinin yaşandığı dönemi ele almaktaydı. Bu dönemde toplumsal hareketlerin parçası olan birey, mevcut koşullardan vazgeçerek ilksel koşullara geri dönmekteydi. Kalabalık içinde yer alan birey artık bilinçdışı ile hareket ediyor ve duygu, düşüncelerini telkin yoluyla hipnotize edilmiş gibi davrandığını belirtmektedir. Bu dönemde basın kitleler için önemli içerikler yerine bu kitlelere hitap eden içeriklere yer vermeye başlamıştır (Boschele ve Öztürk, 2017: 431). Aslında Le Bon’un bu görüşü günümüzde de devam etmektedir ve bu içeriklerini kullanıcı bazlı yeni medya tipi olan sosyal medyada da büyük bir hızla devam ettirmektedir.

Politikanın hayatımızın her alanında etkisini gösterdiği açık bir şekilde bilinmektedir. İnternet dünyasının bu denli önem kazandığı bir zamanda politika ve internet ilişkisine rastlamamak elbette mümkün değildir. İşte tam da bu dönemde artık insanların politika ile olan karşılıklı etkileşimleri yalnızca reel dünyada gerçekleşmemekte aynı zamanda yeni inşa edilen ve inşa edilmeye de devam eden dijital dünya olan internette de yeni ilişkiler görülmektedir. Sosyal medyanın yeni bir kimlik temsili ve kimlik sunumu alanı olarak görüldüğü dünyada artık siyasetçiler, seçmenler, aktivistler gibi politikanın etkisi altında olan insan grupları artık herhangi fiziki bir engel olmadan internet üzerinden etkileşimde bulunabiliyor ve kendi görüşlerini de görece özgür bir şekilde dile getirebiliyor.

İşte tam da bu aşamada internet artık politik kurumlar, unsurlar ve bireyler için yeni bir etkileşim ağı olarak karşımıza çıkmaktadır. Önceleri fiziki olarak bir araya gelerek oluşturulan sendika, topluluk, parti, organizasyon vb. oluşumlar, bireylerin toplumsal olaylara karşı kendi düşüncelerini duyurabilmesinde aracı oluyorlardı. Bu durum günümüze kıyasla çok da basit değildi. İktidar ve devlet organlarının baskısının daha çok olduğu reel dünya, fiziki olarak buluşmanın zorluğu, çoğu zaman kitleler içinde bireylerin görüşlerinin bir kurum ya da yere aktarılmasının zorluğu gibi nedenlerden dolayı bireylerin kitle olarak hareketi ya kısıtlı kalmış ya da hiç gerçekleşememiştir.

Ağ Metaforu, Dijital İletişim Teknolojileri, Toplumsal Hareketler ve Hacktivizm

Image for post
Photo by Alina Grubnyak on Unsplash

Jan van Dijk ve Manuel Castells tarafından ortaya konan ağ metaforu aracılığıyla günümüz toplum yapısının ve toplumsal hareketlerinin, dijital iletişim teknolojilerinin yaygınlaşması ile dönüşüme ilişkin tanımlamalar ve açıklamalar yapılmaya çalışılmıştır.

Jan van Dijk, ağ toplumu olarak adlandırdığı toplumu, 20. Yüzyıl boyunca enformasyon ve iletişimin çok önemli hale gelmesiyle birlikte, “sosyal ve medya ağlarında oluşan bir altyapının toplumun her seviyesindeki -bireysel, grupsal/örgütsel ve sosyal- örgütlenme tarzını belirlediği modern bir toplum türü” olarak tanımlamaktadır.[3]

Birçok farklı failin olduğu bu yeni platformda araştırılmaya değer birçok konu olmasına rağmen bu yazının da odak noktasını oluşturan konu hacktivizm temelli politik aktivist hareketler olacaktır. Hacktivizm olgusu, “şiddet içermeyen ancak suç teşkil eden hack tekniklerinin politik bir gündem amacıyla kullanılması” olarak tanımlanabilir. [4] Bu yöntemi tercih eden birey ve/veya gruplar hacktivist olarak tanımlanmakta ve gerçekleştirdikleri eylemler ile hükümetleri, kuruluşları, işletmeleri hedef alarak mesajlarını duyurmaya veya eylemlerini güçlendirecek bilgi ve belgeleri elde etmeyi hedeflemektedir. Bu konu ilerleyen kısımlarda daha teknik detaylar ile örneklendirerek açıklanmaya çalışılacaktır.

Hacktivizm kavramının kökenleri ve tarihsel gelişimi daha detaylı incelenecek olursa, hackleme (hacking) fiilinin de köküne bakmak gerekmektedir. Önceleri “kabaca kesmek veya doğramak, ezmek, bir işi idare etmek, baş edebilmek” gibi anlamlara sahip olan kelime zamanla “bir bilgisayardaki verilere izinsiz erişim sağlamak” anlamına dönüşmüştür.[5] Bu dönüşüm 1950’li yıllarda Massachusetts Institute of Technology’de ve sonrasında Cornell ve Harvard Üniversitelerindeki öğrencilerin bilgisayar laboratuvarlarında yer alan bilgisayarların problemlerini çözerken ürettikleri yazılım, işletim sistemleri ile bilgisayarları üretim amaçlarının dışında da kullanarak hem ilk hack eylemlerini gerçekleştirmiş hem de bu hamleleri ile birlikte kişisel bilgisayarların üretilmesinin önünü açmışlardır.[6]

Bu tür ilksel hack hamleleri ile kişisel kullanıcılara hitap eden bilgisayarların ve diğer iletişim teknolojilerinin artması ile kullanıcı merkezli internet ve yeni dijital iletişim platformları da var olmaya başlamıştır. Web 2,0 olarak adlandırılan ve kullanıcı merkezli sosyal medya alanlarının artık internet için merkez haline gelmesi elbette bu tür politik öznelerin ilgisi dışında kalmamıştır. Toplumsal olaylara dikkat çekmek isteyen ve çeşitli eylem planları geliştirerek harekete geçmek isteyen aktivist gruplar reel dünyada yaşadıkları zorlukları görece internet dünyasında yaşamamaktadır. Bu yüzden bu tür aktivist gruplar yeni bir eylem alanı inşa edecek şekilde yapılanmaya gitmiş ve internet dünyasını bir politik eylem alanı olarak kullanmaya başlamışlardır. Elbette bu yeni dijital iletişim teknolojisi olan sosyal medya platformları yalnızca muhalif kişiler ve demokrasiyi geliştirecek bireyler tarafından kullanılmamaktadır. Bu ağlarda yer alan bireyler hem demokrasiyi destekleyebilecek gruplar olabileceği gibi hem de demokrasiye zarar verebilecek gruplar da olabilir.

Politik aktivizm yalnızca bu tür suç unsuru ya da sanal saldırı teknikleri ve ögeleri içerecek şekilde oluşmamıştır. Kullanıcıların sosyal medya platformları aracılığıyla kişisel görüşlerini daha kolay ifade edebilmesi ve daha kolay yayabilmesinin avantajı ile bireysel olarak aktivist duruşların yayılması ve ön plana çıkması daha kolay hale gelmiş ve daha da önemli hale gelmiştir. Manuel Castells’in çalışmasına atıf yapılarak bu durum irdelenecek olunursa kentle dijital uzamın içkin yapısından ortaya çıkan kamusal alan, ağ oluşturan toplumsal hareket için özerk bir iletişim alanıdır[7]. Günümüzde bu yapının en çok görüldüğü alanın internet ve sosyal medya olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. “Hareket genellikle internette kurulan sosyal ağlardan doğmakta ve kentin uzamına, işgal veya gösteriyle taşarak büyük bir hareket haline gelmektedir.”

Hacktivist hareketlerin başlangıcının hangi eylem olduğuyla ilgili tartışmalar sürmesine karşın en önemli kabullerden birisi Julian Assange’ın 2006 yılında yayınladığı yazısında[8] yer alan olay genelde bu eylemlerin başlangıcı olarak kabul edilir. Assange’a göre ilk hacktivist eylem, nükleer karşıtı toplumsal hareketleri desteklemek için yazılan WANK (Worms Against Nuclear Killers / Nükleer Katillere Karşı Solucanlar) solucanını göstermektedir. Bu eylem NASA’nın “Galileo” isimli uzay gemisinin içinde plütonyum içeren bir tür güç kaynağı olmasına karşı çıkan protestocular tarafından gerçekleştirilmiş bir anti-nükleer hareketti.

Hacktivizm genel olarak bilgisayar hackinin siyasi mücadelelere yardımı olarak tanımlanmasının yanı sıra, medyanın ve telekomünikasyonun şirketleşen ticari hakimiyetini eleştirme amacını taşıdığını belirten Manion ve Goodrum bu durumu mücadelenin iki temel kısmına vurgu yapmaktadırlar. Bunlar, baskıcı hükümetlerce insan haklarının ihlal edilmesine ve şirket çıkarlarına uygun olarak internetin ticarileşmesine karşı mücadeledir.[9]

Bu tanımlamalar ve kavramsallaştırmalardan hareketle güncel bazı eylem ve gruplardan bahsetmek olayları daha iyi anlamlandırmak için doğru olacaktır. Bu gruplardan bir tanesi de Anonymous isimli hacktivist gruptur. Bu grup bir dönem dünya kamuoyunu sıkça meşgul etmiş ve eylemlerinden oldukça söz ettirmeyi başarmıştır. Grubun web sitesinde yer alan açıklamaya göre, “Anonymous, 2002 yılında bir grup insanın bir araya gelerek oluşturduğu ve amaçlarının dünyadaki her insan için eşitlik olduğunu belirten bir gruptur”. Ama 2002 yılındaki bu oluşum başlangıcının tam olarak grubun oluşum başlangıcı olmadığını, aslında bir çevrimiçi mesajlaşma uygulamasında kimliği gizli bir bireyin yani Anonymous’un attığı mesaj sonrası kendi gruplarına isim bulmakta ilham verdiği bir olayı temsil etmektedir.

Özünde Anonymous bir kuruluş zamanına sahip değildir ve grubun liderinin gerçekte kim olduğunu hiç kimse bilemez. Grubun ilkeleri gereği Anonymous’un beş ana ilkesine bağlı kalan herkes grupta eşittir ve grupta söz hakkına sahiptir.

“We are Anonymous (Anonimleriz)
We are legion (Orduyuz)
We do not forgive (Affetmeyiz)
We do not forget (Unutmayız)
Expect us! (Bizleri bekleyin)”

Grubun temelini ve ana sloganını oluşturan bu beş temel ilke grup üyelerinin de ideolojik inançlarını belirtmektedir. Üyeler “guy fox” maskesini simge olarak kullanarak anonim kalacaklardır ve diğer üyelerle “gerçek hayatta” bilinçli bir bağ kurmayacaklardır. Bağ kursalar bile lidersiz olan bu örgütün gerçekten kaç tane üyesi olduğu ve bu üyelerin kimler olduğu asla bilinmeyecektir. Bu nedenle Anonymous, kendini diğer gruplardan farklı kılar. Eğer bu gruba girmek isteyen bir kişi varsa bu gruba istediği zaman girebilir, tek yapması gereken eylemlerine başlamaktır. Aynı zamanda gruba artık bağlılık ve inanç hissetmeyen birisi de istediği zaman eylemlerini durdurarak gruptan ayrılabilir, bu konuda herhangi bir tepki ya da karşı saldırı olmayacaktır.

Aslında Anonymous’un sahip olduğu bu prensipler, Hardt ve Negri tarafından yatay, merkezsiz örgütlenen ve iletişim teknolojilerini yoğun kullanan ağ mücadeleleri olarak nitelendirilen duruma benzer bir şekilde ilerlemektedir.

Toplumsal hareketler, internet gibi teknolojileri sadece örgütlenme aracı olarak kullanmakla kalmamış, giderek bu teknolojileri kendi örgütsel yapılarının modeli olarak benimsemiştir. Bu nedenle de toplumsal hareketlerin, merkezi olmayan ve hiyerarşik bir komuta dayanmayan ağ biçiminde dağınık örgütlenmeleri söz konusudur. Hardt ve Negri için, bu dağınık ağ yapısı, tamamen demokratik bir örgütlenme modeli sunmaktadır. Dolayısıyla, demokrasi, toplumsal hareketler için hem hedef hem de yürütülen faaliyet biçimiyle ortaya konmaktadır.[10]

Bir farklı Hacktivist oluşum olan Wikileaks ise Julian Assange tarafından 2006 yılında kurulan ve eylemlerini Anonim kaynaklara dayanarak hassas belgeler yayınlayan ve kâr amacı gütmeyen uluslararası bir sivil toplum kuruluşudur.[11] Wikileaks izlediği yöntem gereği siyaseti teknokrasiye yakınlaştırmıştır. Wikileaks’in yöntemlerinde en az üç çeşit gerçeklik vardır: teorik, matematiksel ve politik gerçek. Wikileaks’in eylem planları genelde Julian Assange’ın “cypherpunk” adını verdiği felsefesine dayanır. Bu felsefe aracılığıyla gerçekleştirilen eylemler “sızıntılar” ya da gizlilik, mahremiyet, özel, kurumsal vb. farklar gözetilmeksizin bilgilerin halka açık hale getirilmesi ve yayılması şeklinde gerçekleşmektedir.

SONUÇ

Image for post
Photo by NASA on Unsplash

Bugün sıklıkla tartışılan dijital iletişim teknolojileri, sosyal medya, internet ve toplumsal hareketlere ilişkin çalışmalar aslında temelleri çok daha önce çeşitli metaforlar aracılığıyla ortaya atılmış ve bugün hala güncel bir şekilde tartışmalarda da kullanılmaya devam edilmektedir. Dijital iletişim teknolojilerinin zaman içerisinde kullanıcılar arasında da bu kadar yayılması ile emperyalizmin yoğunluğunun artmasına neden olmasına karşın toplumsal hareketler için de yeni alanlar ve sınırlılıklar yaratmıştır. Dijital iletişim teknolojileri ve demokrasi ilişkisini inceleyen Castells ile Hardt ve Negri’nin de yaklaşımlarının ve bu yaklaşımlara getirilen eleştirilerin de aracılığıyla aslında toplumsal hareketler ve kitle iletişim araçlarının nasıl bir karşılıklı ilişkisi olduğu ve bu ilişkinin zaman içerisinde nasıl değişip, dönüştüğü de irdelenmiş ve anlamlandırılmaya çalışılmıştır.

Ancak, dijital iletişim teknolojilerinin; ticari meta olması, hükümetlerce denetlenebilir olması hem hükümetler hem şirketler için kişisel mahremiyet yok sayılarak gözerim aracına dönüşmüş olması, bu teknolojilerin yaratacağı özgürlük alanını hem bireyler için hem de toplumsal hareketler için sınırlamakta ve hatta ortadan kaldırabilmektedir.[12]

Tüm bu olumsuzluklara rağmen dijital hakların gelişmesiyle, internetin ticarileşme ve gözetlemeye içkin yapısına karşın yazılım ve programlar geliştirilmeye başlanmış ve bu konuda kitleler bilinçlendirerek bu tür olumsuzluklara karşı önlem alınmaya çalışılmıştır.

Bu hareketlerin de etkisiyle başta Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği ülkeleri olmak üzere dünyanın birçok yerinde bireylerin internetteki hak ve özgürlükleri koruma altına alınmış ve kişisel bilgileri ve mahremiyeti koruma yasaları çıkarılmıştır. Bu yasalar yalnızca birey ve devlet arasındaki ilişkileri kapsayacak şekilde oluşturulmamıştır. Şirketler ve bireyler arasındaki ilişkilerde de şirketlerin ticari sırları ve ticari rekabete zarar verecek eylemler haricinde şirketlerin de şeffaf hale gelmesi amaçlanmış ve bu konuda çalışmalar yapılmaya başlanmıştır.

[1] G, Arrighi vd., Sistem Karşıtı Hareketler, (İstanbul: Metis 2015), ss.35–36; Aktaran: Boschele ve Öztürk, 2017: 430

[2] Vladimir İ. Lenin, Ne Yapmalı? Hareketimizin Canlıcı Sorunları, çev. M. Erdost, Ankara: SOL Yayınları 1992, ss. 174–183; Aktaran: Boschele ve Öztürk, 2017: 431

[3] Jan A G. M. Van Dijk, Ağ Toplumu, çev. Ö. Sakin, (İstanbul: Kafka, Epsilon 2016), s.42.

[4] Ümit Yeşil, Hacktivizm Olgusu ve Kurumsal İtibar İlişkisi Üzerine Kuramsal Bir İnceleme, İzmir: 2016: iv.

[5] Paul A. Taylor, Hackers Crime In The Digital Sublime, (New York: Routledge 1999), s. 14; Aktaran: Boschele ve Öztürk, 2017: 441.

[6] Douglas Thomas, Hacker Culture, (Minneapolis: University of Minnesota Press 2002); Aktaran: Boschele ve Öztürk, 2017, s.441.

[7] Manuel Castells, Enformasyon Çağı: Ekonomi, Toplum ve Kültür: Ağ Toplumunun Yükselişi, çev. E. Kılıç, 2. Baskı, (İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları 2008), ss. 48–50, 89–91.

[8] Julian Assange (25 Kasım 2006) “The Curious Origins of Political Hacktivism, Counterpunch”, https://www.counterpunch.org/2006/11/25/the-curious-origins-of-political-hacktivism/ (Erişim tarihi: 23.11.2019).

[9] Mark Manion ve Abby Goodrum, “Terrorism or Civil Disobedience: Toward a Hacktivist Ethic”, Computers and Society, Vol. 30 (2) June 2000, b.a.; Aktaran: Boschele ve Öztürk, 2017, ss. 443–444.

[10] Micheal Hardt ve Antonio Negri, İmparatorluk, çev. A. Yıldırım, 7. Basım, (İstanbul: Ayrıntı 2012), ss. 99, 103–104; Aktaran: Boschele ve Öztürk, 2007, ss. 435–436.

[11] Bkz. Wikileaks, https://tr.wikipedia.org/wiki/WikiLeaks (Erişim tarihi: 23.11.2019).

[12] Filiz Aydoğan Boschele ve Özlem Çetin Öztürk, Dijital İletişim Teknolojileri ve Toplumsal Hareketler Bağlamında Hacktivizm, Üsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 2017; sayı: 5, 449–452.

KAYNAKÇA

ARRIGHI, Giovanni, HOPKİNS, Terence K. ve WALLERSTEIN, Immanuel. (2015). Sistem Karşıtı Hareketler, İstanbul: Metis Yayınları.

AYDOĞAN Filiz Boschele ve ÇETİN, Özlem Öztürk. (2017). “Dijital İletişim Teknolojileri ve Toplumsal Hareketler Bağlamında Hacktivizm”. Üsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 5: 429–451.

CASTELLS, Manuel. (2008). Enformasyon Çağı: Ekonomi, Toplum ve Kültür: Ağ Toplumunun Yükselişi, (çev. E. Kılıç), İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.

DIJK, Jan Van. (2016). Ağ Toplumu, (çev. Ö. Sakin), İstanbul: Kafka Kitap Yayınları.

HARDT, Michael ve NEGRI, Antonio. (2012). İmparatorluk, (çev. A. Yıldırım), İstanbul: Ayrıntı Yayınları.

LE BON, Gustave. (1997). Kitleler Psikolojisi, İstanbul: Hayat Yayınları.

LENİN, Vladimir İ. (1992). Ne Yapmalı? Hareketimizin Can Alıcı Sorunları, (çev. M. Erdost), Ankara: Sol Yayınları.

MANION, Mark ve GOODRUM, Abby. (2000). “Terrorism or Civil Disobedience: Toward a Hacktivist Ethic”, Computers and Society, Vol. 30 (2) June, b.a.

OLSON, Parmy. (2014). Biz Anonymous’uz: LulzSec, Anonymous Hacker Dünyasının ve Küresel Siber Ayaklanmanın İçyüzü, (çev. S. N. Ağırnaslı), Ankara: Paloma Yayınları.

TAYLOR, Paul A. (1999). Hackers Crime In The Digital Sublime, New York: Routledge Press.

THOMAS, Douglas. (2002). Hacker Culture, Minneapolis: University of Minnesota Press.

YEŞİL, Ümit. (2016). Hacktivizm Olgusu ve Kurumsal İtibar İlişkisi Üzerine Kuramsal Bir İnceleme, İzmir: s. iv.

İnternet Kaynakları

Julian Assange (2006) “The Curious Origins of Political Hacktivism, Counterpunch”, https://www.counterpunch.org/2006/11/25/the-curious-origins-of-political-hacktivism/ (Erişim tarihi: 23.11.2019).

Wikileaks, https://tr.wikipedia.org/wiki/WikiLeaks (Erişim tarihi: 23.11.2019).

Hasan Hüseyin Lif

Hayatta birtakım amaçları, inançları olan ve hayatı sade yaşamaya çalışan "meraklı" bir insanım. Sosyoloji tezli yüksek lisansına devam ediyorum. Uzun yıllardır blog yazmanın yanı sıra 5 yılı aşkın süredir e-spor ve haber sektöründe aktif olarak yazarlık yapıyorum. Daha önce Jr. SEO Uzmanı ve Jr. Sosyal Medya Uzmanı gibi görevlerde de yer aldım. Geçmişte birçok web sitesi projesinde yer aldım. Şu an bionluk.com üzerinden ve farklı forumlar üzerinden freelancer olarak içerik üreticiliği yapıyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir