the discovery filmi

Yaşamın Farklı Boyutu-The Discovery (Keşif)

spoiler uyarısı
Film spoiler içerebilir!

The Discovery ile Ölümden Sonra Olacaklara İlişkin Farklı Bir Teori

Ölüm“. Her canlının sonu. Aslında bu kadar basit gibi görünen bu kavram, insanların en çok merak ettiği ve büyük bir kısmınında en çok korktuğu şey. “Öldükten sonra ne oluyor?”, “Öldükten sonra farklı bir yerde yaşamaya devam edecek miyiz?”. Bu sorulara aşinayız hatta sinema dünyasında çokça işlendiğini de gördük. İşte bir yapım daha. Netflix tarafından üretilen ve baş rollerde Rooney Mara, Robert Redford ve Jason Segel‘in yer aldığı, yapımını Charlie McDowell üstlendiği The Discovery (Keşif) filmini nihayet izleyebildim. Film konu itibariyle ölümden sonra yaşamın olduğunu keşfeden bir bilim insanını anlatıyor. Robert Redford’un oynadığı Thomas Harbor karakteri yaptığı bir keşifle artık insanlığın kaderini değiştirmiştir. Ölümünden sonra insan beyninin hala birtakım sinyaller gönderdiğini tespit eden bilim insanı Thomas bu araştırmasını uzun bir süre saklamasına rağmen günün birinde açıklamak zorunda kalır. Yaptığı bu açıklamadan sonra intiharların sayısı çok ciddi bir şekilde artar ve insanlar bu dünyadan kurtulup ölümden sonraki dünyada kurtuluşu aramak için bu dünyadaki hayatlarına son verir.

Will bu araştırmanın yapılmaya devam ettiği yere gider ve babası ile uzun bir aradan sonra görüşür. Feribotta tanıştığı Isla ile birtakım araştırmalarda bulunan Will, çok ilginç detaylara rastlar. Filmin can alıcı noktasının yer aldığı kısımlar Isla ile tanıştıktan sonra olduğu için detay verip seyir zevkinizi bozmak istemiyorum.

***

the discovery film incelemesi

Film konu itibariyle oldukça sıkıcı ve sıradan gelebilir fakat işleyiş bakımından eksikleri olsa da izleyicilere farklı bakış açıları sunuyor. Ufak bir hatırlatma, filmi izlemeden önce yorumlara aldanmayın ve ön yargılarınızı özellikle dini yargılarınızı bir kenara bırakıp izleyin. Film birçok açıdan eksik olsa da bizlere farklı bir bakış açısı sunmak istediğini unutmadan izlemenizi tavsiye ederim.

Film her ne kadar ölümden sonraki yaşama odaklanmış gibi görünüyor. Benim açımdan film “deja-vu hissi” ve “keşke böyle yapmasaydım” dediğimiz anlara odaklanmış. Film 1 saat 42 dakikalık bir süre zarfında işlense de bu süreyi oldukça fazla buldum, film karakter açısından hiç derin bir yapıya sahip değil ve hikaye açısından da çok eksik olmasına rağmen süre uzatılmak için büyük bir çaba sarf edilmiş. Filmin can alıcı kısmı olan son bölümü gibi tamamı da öyle işlense ve süre düşürülse 2017 yılının en iyi filmleri arasında rahatça girebilirdi. Şu an ise sadece “izlenebilir” bir bilim-kurgu filmi ve dram filmi olarak notlarımda yer ediniyor.

Filmin sonunda çalan müzik ise oldukça güzel. alt-J – Arrival in Nara seçimini çok beğendim.

 

Yayınlayan

Hasan Huseyin Lif

Hayata farklı açılardan yaklaşan Sosyoloji öğrencisi. Minimalizm, Ekonomi, Politika gibi konular başta olmak üzere hayatın her yönünü ele alan bir yazar.

Bir Cevap Yazın