Doğa Dostu Toplum: Ulaşım (1. Bölüm)

Doğa Dostu Toplum” oluşturma konusunda bir yazı dizisi yayınlama projesi uzun süredir aklımda vardı. Sonunda uygun zaman geldi ve yazı dizisini başlattım. Birkaç farklı bölümden oluşacak ilk yazı serimde doğaya saygılı toplum bilinci oluşturma konusunda birtakım önerilerimi paylaşacağım. Bu serinin başlangıcı olarak “Ulaşım” konusuna değinmek istedim. Bu yazıda toplu taşıma, bireysel araç sahipliği başta olmak üzere sorunun ana noktalarına değineceğim.

21. Yüzyıla gireli çok olmadı fakat teknoloji dediğimiz şey beklenenden kat be kat hızlı ilerledi. Bundan çok kısa bir süre önce bir çoğumuzun babasının döneminde ülkenin büyük bir kısmında elektrik dahi görmemek gayet normaldi. Günümüzde ise neredeyse köylerin çok büyük kısmında internet bağlantısı dahi bulunmakta. Peki ya bu gelişmeleri hızlandırırken doğaya olan saygımız ne durumda? Cevabı zaten biliyorsunuz, doğaya karşı oldukça saygısızız. Peki ya doğa dostu insanlar ve buna bağlı doğa dostu toplum nasıl yetiştirilir? Böylesi bir değişimi yapabilmek oldukça uzun bir zaman alabilir ama zararın neresinden dönersek kar değil miydi? Dilerseniz hemen ulaşım konusunu ele alalım.

doğa dostu toplum
Toplu taşıma ve bisiklet farkı.

Evet güzel bir görselden sonra tartışmaya geçelim. Yaşadığımız şehirler ulaşım konusunda ne denli gelişme kaydetmiş durumda? Birebir deneyimlerimi aktarmakla başlamam gerekiyor sanırım. Öncelikli doğduğum ve büyüdüğüm Hatay’da ulaşım konusunu ele alayım. Yıllar geçti, belediye başkanları değişti, partileri değişti, şehir yapısı farklı bir şekle getirilmeye çalışıldı. Bu tür gelişmeler özellikle de ulaşım konusunda yapıldı. Peki ya geçen bunca zamanda neler mi değişti? Koskaca bir hiç. Kabul ediyorum son dönemde Hatay Büyükşehir Belediyesi birçok proje ile şehrin ulaşımını kolaylaştırmaya çalışıyor. Yıllar geçti ama geçmiş yönetimler böylesine değerli şehir için doğru düzgün yol bile yapmadı. 2017 yılının son döneminde dahi şehrin merkezinde ulaşım oldukça sıkıntılı bir durum. Bunun nedenleri aslında tek bir nedene bağlı değil. Gelin bu nedenlerden bazılarını tartışalım.

Yolların yetersizliği:

Altbaşlık biraz eksik oldu sanki. Yolların yetersizliği ile anlatmak istediğim tam olarak ne? Hatay yapısı gereği uzun yollara sahip sayılır. Şehirlerarası yolda yıllar içerisinde çok ciddi iyileştirmeler yapıldı ve özellikle İskenderun yoluna doğru ciddi rahatlama sağlandı. Ama unutulan başka bir şey vardı. Şehiriçi yollara ne olacak?

Şehir merkezi olan Antakya oldukça dar bir alanda yer almakta. En işlek yeri Asi Nehri’nin üzerinden geçen bir yol ile bağlanmakta. Bu yollar şehir merkezinde olmasına rağmen oldukça dar ve düzensiz. Düzensizliği nedenleri basit aslında:

-Belediye otobüsleri için doğru alanın ayrılmamış olması. Belediye otobüsleri yapısı gereği oldukça geniş alan kaplamakta ve bu araçların dar yollarda diğer araçlarla yanyana gelmesi tam bir facia.

-Araç sayısının çokluğu. Evet Hatay, ülkenin birçok yerindeki insanlar için maddi yönden iyi durumda olmayan hatta köy statüsünden yeni çıkmış bir şehir statüsünde. Fakat bu gerçekte öyle değil. Hatay’da her mahallede her sokakta park sıkıntısı çekilmekte. Bunun en büyük nedeni yanlış şehir planlaması ve araç sayısının çok olması.

-Merkezde yanlış park planlaması. Şehir merkezinde park alanları maalesef yanlış konumlandırılmış. Tam olarak iki şerit bile olmayan yol, yer yer park eden araçlar yüzünden tek şeride düşmüş durumda.

***

Ulaşım ve Buna Bağlı Olarak Ne Tür Sıkıntılar Yaşamaktayız?

-Kişisel araç kullanımına bağlı olarak toplu taşıma daha az tercih edilmekte. Bu durum birçok açıdan sıkıntılı bir durum. Kişisel araçların artması trafik sıkışıklığına neden olacaktır. Bu sıkışıklık içerisinde kaybedilen zamanlar bizler için oldukça önemli olmakla birlikte oluşan trafik kazaları ciddi maddi ve manevi zararlar vermekte. Aynı zamanda araçların artmasına bağlı olarak zararlı gaz salınımı ciddi bir seviyeye ulaştı. Toplu taşımaların az tercih edilmesi onlara yapılan yatırımları olumsuz etkilemekle birlikte, seyahat ücretlerinin de artmasına neden olmakta.

-Araçlar için park sorunu. Kişisel araç kullanımının artmasına bağlı olarak park sorunu oluşmakta. Park sorunu sadece araçlar için yer bulmak ile sınırlı değil. Araçların kapladığı alanlar yüzünden yerleşim alanlarımız ciddi bir sıkışıklık yaşamakta ve oldukça yüksek maddi zararlar yaratmakta.

-Araçların enerji tüketimi çok fazla. Bu nokta çok önemli.Araçların tükettiği enerji maddi anlamda zaten tek başına önemli bir sorunken doğaya karşı verdiği zararların boyutu da çok önemli.“Ortalama 1,2 – 1,4 kişi taşıyan 1.000 kg. civarındaki otomobiller yolcu başına en çok enerji sarf eden ve CO2 yayan ulaşım sistemidir. 1 kg akaryakıt eşdeğeri enerji ile bir yolcuyu otomobiller 19, otobüsler 39, metro 48 km taşıyabilmektedir. ” (TMH – TÜRKİYE MÜHENDİSLİK HABERLERİ SAYI 429 – 2004/1. Sayfa: 33)

-Ses kirliliği. Şehir merkezinde yaşayanların neredeyse tamamı bu sese alışkındır. Ama araçların çıkardı o berbat sesler ki özellikle sözde “modifiye” edilmiş araçlardan çıkan o sesler. “Yeter artık, duymak istemiyorum!”

Grafik & İllüstrasyon: Duygu Serin

Çözüm Önerleri

“Çözüm önerileri” altbaşlığı oldukça iddialı oldu. Bir Sosyoloji öğrencisi olabilirim fakat şehir planlaması yapacak bir bilgi ve deneyime sahip değilim. Asıl amacım da zaten bu değil. Bu bölümde sadece yaşadığım sorunların azalmasına katkıda bulunmak istiyorum.

Toplu taşıma teşviki: Bu çözüm hali hazırda denenmekte fakat oldukça yetersiz durumda. Bunun birçok nedeni var. Toplu taşımada sıkıntı çeken insanların artık bu tür sıkıntılar çekmek istememesi ve özel araç sahibi olma hayali. Diğer neden ise aslında ilk nedeni doğuran yetersiz toplu taşıma planlamaları.

Toplu taşımaya yapılan planların yetersiz olması toplu taşıma sahibi olmayanlar için işkence haline gelmekte. Doğal olarak bu insanlar bir süre sonra bu çileden kurtulmak için özel araç sahibi olmaya çalışmakta. Özel araç kullanımının artması aynı zamanda toplu taşıma ücretlerinin artmasına da neden olmakta. Bu yüzden planlamalar yenilenmeli ve herkesin evine doğru bir toplu ulaşım düzenlenmelidir. Özellikle otobüslerin saatleri konusunda birçok ilimizde düzenleme gerekmekte.

Yaya alanlarının arttırılması: Son dönemde birçok belediye bu konuya özen gösteriyor gibi. Ya da bana öyle geldi, bilmiyorum. Yaya alanlarının arttırılması insanlar için diğer bir doğa dostu teşvik olacaktır. Günümüzde özellikler üniversitelerde çok kısa mesafeler sık sık yaya olarak gitmek yerine okul içi servis araçlarıyla sağlanıyor. Bu tür ulaşımları zaman zaman kullanmak yararlı olsa da 15 dakikalık bir yürüyüşten kimseye zarar gelmez. Hem insan sağlığına da zararı var canım, deneyin işte. Tabi uygun hava koşulları olmadığında toplu taşımayı tercih etmek daha doğru olacaktır.

Park alanlarının çirkin görüntüsünün kaldırılması. Gerçekten yan yana park eden onlarca hatta yüzlerce aracı bir arada görünce şehrin berbat görünmediğini kabul eden var mı? Park alanlarını şehir merkezinden kaldırmak ve doğru çevre düzenlemesi yapmak, şehrin çekiciliğini arttıracaktır. Bir yerde incelediğim fotoğraflar Kuzey Kore, şehir merkezlerinin birçoğunda park yeri bulundurmuyor. Tabi onlarda durum biraz farklı ama bizde kendimize göre yorumlasak olmaz mı?

Bisikletler için yolların arttırılması. Açık bir şekilde konuşmam gerekirse İzmir ve Muğla’da bu alanlardan sıkça görmeme rağmen farklı şehirlerde sayıları çok az. İnsanların bisiklet ile ulaşımı teşvik edilmesi hem insan sağlığına katkı sağlar hem de çevreye olan zarar azaltılır.

Yayınlayan

Hasan Huseyin Lif

Hayata farklı açılardan yaklaşan Sosyoloji öğrencisi. Minimalizm, Ekonomi, Politika gibi konular başta olmak üzere hayatın her yönünü ele alan bir yazar.

Bir Cevap Yazın